20 Aralık 2009 Pazar

ÖLÜMSE, GÜLÜMSE!(2)

(Geçen sayıda yazımızın ilk bölümünü okumayan/okuyamayan şimdiki okurlarımıza özet sunmak isterim: Yaşlı bir adam bankadan aldığı parasını el çantasına koyarak dışarı çıkar. Kapalı Çarşının oralarda yoldan karşıdan karşıya geçerken beşinci adımını atamadan araba çarpar. Arabanın çarpmasıyla havaya fırlayan yaşlı adam daha havadayken canını Azrail’e teslim eder.)

Şimdi yaşlı adama çarpan arabanın şoförüne bi bakalım. Kendini fazlasıyla kasmış doğal olarak. Normal şartlarda olsaydı; bu kazandığı enerjiyle bir arabayı yerinden kaldırabilirdi belki de!  Yada bir duvarı yıkabilirdi. Hele hele yüzü! Gözlerini öyle bir kapatmış ki yaşadığı o dehşeti gözlerinden okumak mümkün. Gerçi kapalı ve karanlık ama yine de mümkün. Şoförün soyut bir salonda, içten aydınlatmalı, zihninden yansıtılan korku dolu sahneleri seyrettiği kesin.  

Azrail kendi yoluna yaşlı adam kendi yoluna derken yaşlı adam yolun ortasına, yere sert ve hızlı bir şekle düşer. Düşer, hemen akabinde birkaç metre de sürüklenir. Etraftan bu sahneyi görenlerin sesleri yükseliyor tabi:
-Eyvah!
-Hiiii!
-Uhhh!
-Olamazzz!
-Aman Allahım!

Yaşlı adam ölü bedeniyle yere düştükten sonra etraftan insanlar üşüşmeye başladı. O an, az panikleyenlerden, ya da hemen kendine gelenlerden bir kaçı yaşlı adamın hemen ölüp ölmediğine bakmak istediler. Trafik durdu, etraftakiler, arabalarından inip gelenler, işyerlerinin camlarından bakanlar derken 5-10 saniyede acayip bir kalabalık oldu. Dehşet sahneyi görenler adamın ne halde olduğunu görmek için, olayı kaçıranlar ise; “Kim öldü? Ne oldu?” türünden zihinlerinde ki sorulara cevap bulabilmek için toplandılar. Birileri:
-“Ya açılın kardeşim!Açılsanıza!Adam öldü işte!”, derken başka birileri:
-“Ya ambulans çağırın!”  diyerek seslerini yükseltiyorlardı.

Ama buradaki insanların arasında biri var ki; o bütün bu olanları gördüğü halde, hiçte olayın heyecanına kendini kaptırmadı. Gerçi böyle olmasını o da istemezdi ama bi bakıma işine gelir gibi oldu. Çantanın tam olarak nereye düştüğünü, yaşlı adamın havadaki halini, arabanın çarpışını, kaldırımda yürüdüğünü, bankadan çıkışını, bankaya girişini, ondan önce evden çıkışına kadar gölge gibi onu takip etmişti ve bütün bu olanları saniye saniye izlemişti. Şimdi tek yapması gereken çantayı almaktı.
Kendini el çantasının üzerinde sabitleyerek bir süre ayaklarının altında gizlemeye çalıştı. Etrafında kalabalık oluşunca da çaktırmadan eğilerek el çantasını aldı. Herkesin ilgisi yaşlı adamdaydı… 

Hiç yorum yok: