Galatasaray Niye Kazandırttırıldı?
Galatasaray Türkiye’de hiçbir takıma nasip olmayan UEFA kupasını aldı, hayırlı olsun. Gözümüz yok bu kupada ama kupa hakkında ve kupaya bağlı bir takım mide bulandıran cinsten olaylar var ya, işte bu onlarda ister istemez kulağımız oluyor.
Ben futbolla büyüdüm. Okul takımındaki başarımın yanı sıra gazetelerde boy boy fotoğraflarımızın yer alması bir gurur kaynağı da olsa, asıl beni için en önemli tarafı eğlenceli günler olması. Hele hele maçları seyretmek binim için vazgeçilmez bir zevk. Bu bir de stadyumda olursa bir hafta etkisinden kurtulamam. Bu konuyla alakalı satırları uzun tutmak mümkün fakat şimdi daha önemli olan iddialar! Bir futbol fanatiği olarak duyduklarım beni çok kötü bir şekilde şaşırttı. Havsalam almıyor! Bu bilgileri belki de Türkiye’de ilk ben yazıyorum diye de gurur duymuyorum kendimle, bilakis utanıyorum! Bunlara siz de inanamayacaksınız! Zaten inanmanızı da beklemiyorum..!
Fatih Terim’in mazisini incelememizde çok büyük bir ayrıntının olduğunu söylemek istiyorum. İşte isterseniz isminden başlayalım:
Fatih Terim gerçek ismi değildir. Avrupa’dan fii tarihinde gelen bir heyet büyük araştırmalar ve büyük testler neticesinde “işte bu çocuk olacak” dedikleri kişidir o! Bu heyet kendilerine bu noktada gelecek vaat eden bu sporcuyu -kendisinin zırnık bir bilgisi olmadan- eğitmeye başladırlar. Fatih Terim’in bugün bu süreçten haberi var mı bilmiyorum ama bana kalırsa ufakta olsa “bu işler bazen benim isteğim dışında gerçekleşiyor ama fena da oluyor” dediğini duyar gibiyim. Ama bunlar da bir kenara; aslolan Fatih’in bunu bilmesi ve olaya belli bir sınıra kadar vakfı olduğunu zannetmesidir. Tabi O, belli bir sınırı düşünemez ayriyetten her şeye vakıf olduğunu zanneder. Bu bir kuraldır. Fatih’te bu kuralın kurban olma keyfini sürmektedir.
Peki, Terim çok iyi bir hoca mı? Maalesef! Kendisine verilen emeklerin çoğunu boşa çıkartmıştır. Galatasaraydan önceki çalıştırdığı takımlar da var. O takımlar da bu başarıyı gösteremeyen, nasıl oluyor da Galatasarayı UEFA’ya yükseltiyor? Buradan iki neticeye varabiliriz: Birincisi, Terim’de göründüğü ve pohpohlandığı kadar başarı yok. İkinci olarak ta Galatasaray böyle bir başarı için zaten hazır bir sisteme sahipti.
Fatih Terim’e o kadar isim arasından Fatih isminin verilmesinin de bir takım hikmetleri var elbette. Yani olayın İstanbul’un fethini gerçekleştiren F.S.Mehmet’le yakından uzaktan bir bağlantısı var. Hem de çok büyük! Buna bir tür intikam duygusu da diyebiliriz..! Şimdi bu konuya girersek boğuluruz. Çünkü bu konu taaaaa yüzyıllar öncesine kadar gider. Biz bu kadarla yetinelim, zaten arif olan anlar!
Hal böyle olunca geriye sahada büyüklerle oynamak kalıyor. Bu nasıl olacak? Bazı taktiklerle ve illüzyonlarla! Size sadece bir örnek vereceğim: Oyunda penaltılara kaldığımızı hatırlıyorsunuz! Karşı takım üç atıştan sadece birini atabildi,.düşünebiliyor musunuz? Dünyanın en iyi takımlarından birinde oynayan, dünyanın en iyi oyuncularından iki kişi penaltı da gol atamıyorlar..! Bana şahsen komik geldi. Bizim üçüncü ligin herhangi bir takımı bile bir tanesini ya da olmadı diğer bir tanesini muhakkak atardı. Tabi bu bizimkilerin daha iyi olduğunu göstermez, yeter ki şartlar eşit olsun. Böyle bir şeyin olması da mümkün ama olmaması da! Tabii ki bu maçımız da biz böyle bir şeyin olabileceğini gördük. Gösterdiler bize yani! Yalnız dediğim gibi bazı taktikler sayesinde! Maçtan günler sonra gol atamayanlardan bir “ ben topu sol köşeye attım ama sizinde gördüğünüz gibi top sağa kaydı ve sanki bir etki varmış gibi direklere çarptı.” “Eeeeh, nolmuş yani!” diyorsunuz gibi geliyor bana! Haklısınız ama yine sahadaki görevlilerden E.A. maçtan önceki bir hafta içinde bazı yetkililerin gelip özellikle kale direkleriyle ilgilendiklerini ayrıca kale direklerini söküp bazı yerlerini değiştirdiklerini hayretle anlatıyordu. Tabi bu arada topun içine yerleştirilen -ama nasıl yerleştirildiği bilinmiyor ve nasıl bir teknoloji kulandılarsa, bunu fark ettirmediler- mıknatıs sistemi, olayı koparan bir durum!
Bütün bu maddeleri ve ayrıntıları birleştirdiğiniz zaman; içinde sado-mado duyguları ağır basan bir güruhun UEFA zaferini bize takdim ederek başarıyla kotardıkları tarihi bir hesabın fotoğrafını göreceksiniz.
Ama önce gözlüklerinizi değiştirin! Ya da gözlükleriniz kalsın, siz kendinizi değiştirin! (Mayıs,2000)
0 yorum:
Yorum Gönder